Visitors
http://www.geovisites.com/pt/directory/artes_artes-plasticas.php
https://tr.wikipedia.org/wiki/Saadet_Demir_Yal%C3%A7%C4%B1n
16 Mayıs 2014 Cuma
Geride Kalanlara...
Sona eren yaşamlarla birlikte geride sonu hiç de mutlu bitmeyecek masalların kahramanlarının da boynu bükük, umutsuz ve güneş onlar için artık hep simsiyah... Bir bayram sabahı en güzel giysilerini giyip babasının elinden tutarak gezmeye çıkma hayali kuran küçük çocuklar hep babalarını bekleyecek o babalarını güle oynaya işe uğurladıkları yola bakarak. Ama babaları hiç gelmeyecek, ne akşam yemeğine ne de bayram sabahının aydınlık sofralarına!..
15 Mayıs 2014 Perşembe
Şili ve Biz...
Şili'de 33 madenci, 2010 yılında 5 Ağustos'tan 13 Ekim'e kadar kuzeydeki San Jose altın ve bakır madeninde mahsur kaldı ve 69 gün sonra kurtarıldılar. Ülkemizde ise olayın üçüncü gününde madende mahsur kalan ve kurtarılmayan 450 işçinin çıkarılmasından vazgeçildi. 2010 yılında Şili'deki maden kazası olduğunda dönemin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer'den "Maden kazası bizde olsa, 3 günde kurtarırdık" açıklaması gelmişti... Bırakın üç günde kurtarmayı, üç günde tamamen olayın üstünü örttüler hem de madencilerin cansız bedenleriyle birlikte!..
Bazı acılar öyle büyüktür ki...
İZMİR Gündoğdu Meydanı'nda, Soma'daki acı kayıplarımız için saygı duruşu ve hükümeti protesto amaçlı oturma eylemi yapılacağı sırada, oradan geçmekte olan bir sokak köpeği temsili madenci tulumunun ayak ucuna yattı...
Bazı acılar öyle büyüktür ki bunu anlamak için insan olmaya bile gerek yok...
14 Mayıs 2014 Çarşamba
Soma Maden Faciası!..
3 günlük milli yas ilan edilen bir ülkede, yitirilen yüzlerce canın acısıyla protesto gösterisi yapan halka tazyikli su, biber gazı sıkıp gaz bombası atanlara, yayın akışını bir kaç rötuşla sözde değiştiren yandaş TV kanallarına, bu olayın faillerini haklı çıkarmak için elinden geleni yapan yetkili mercilere, bir torba kömüre oyunu satıp başını kuma gömenlere, işçinin sırtından kazanıp, işçinin alınteri üzerinde sörf yapanlara yazıklar olsun!..
Soma Maden Faciası!..
Karbonmonoksit bu kez sobadan değil, daha madenden çıkmadan zehirledi insanları... Felaketleri canlı yayınla izlemek, sosyal medyada paylaşımlar yapmak ne kadar kolaysa, o acıların tam ortasında, yangın yerinde nefessiz kalmak, yerin yüzlerce altında yitip gitmek de bir o kadar büyük acı, katliam ve felaket!..
Soma'da Maden Faciası!..
Her maden faciasından sonra tek yapabildiğimiz yazıp çizmek, olanlara ve sisteme isyan etmek... Alınacak her yeni önlem, bir sonraki faciaları önleyecek ve pek çok canın şimdiden kurtarılmasına vesile olacaktır. Artık yeter, ihmallerden bunca can kaybı olmasın, emekçiler ölmesin, birileri işçi güvenliğini hiçe sayıp kesesini doldurmasın!..
11 Mayıs 2014 Pazar
Anneler Günü Kutlu Olsun...
"Yıllarca çocukları olmamıştı. Meslekleri gereği çocuklarla içiçe olmalarına rağmen akşam eve geldiklerinde bir çocuk kahkahasıyla evlerinin ısınmasını istemişlerdi hep... Sonunda evlat edinmeye karar verdiler. Durumları evlat edinme için gerekli şartlara uygundu. Kadın eşine geçenlerde gazetede okuduğu bir haberden bahsetti. Tecavüze uğrayıp hamile kalan ve bunu ailesinden gizlemek zorunda kaldığından hamileliği ilerlediği için de doğum yapan küçük bir kızın dramıydı anlatılan... Küçük kız daha doğrusu küçük anne, "töreleri" gereği ailesi tarafından öldürülmüş, bebeği ise devlet korumasına alınmıştı. Bu hikâyeden çok etkilendi adam... Suçu olmadığı halde öldürülen bu küçük annenin sonuna, dünyadan habersiz bir bebeğin daha yolunun başında hem öksüz hem de yetim bırakılmasına çok içerlemişti ikisi de... Kararlarını verdiler, bu bebeği bulacak ve onu evlat edineceklerdi... Kimsenin sevmediği, sahip çıkmadığı, belki de büyüdükçe itilip kakılacak bu bebeğe ana baba olacaklardı. O gece ikisi de mutlu ve huzurlu bir şekilde uykuya daldılar..."
Bu şu an yazdığım kısa bir öykü aslında ama ülkemizdeki acı gerçeklerden bir tanesinin kısa özeti de... Annelik her koşulda yürekten gelen bir duygu, tarifsiz, sınırsız. Anne olmak için illa ki bir çocuk doğurmaya gerek yok. İnsan isterse binlerce kimsesiz çocuğun annesi olabilir, sevgisini onlarla paylaşabilir.
Kadınların ezilmediği, çocuklarının gözleri önünde katledilmediği, tecavüzler sonucu zorla anne yapılmadığı ve hatta tecavüzcüsüyle zorla evlendirilip yaşamlarının kabusa döndürülmediği bir Türkiye biliyorum çok zor ama yine de bir umut işte!!.
Anneler Günü kutlu olsun!..
10 Mayıs 2014 Cumartesi
Anneler Günü Bahane...
Sevgili anne ve babam... Zorluklarla dolu yaşamlarında beş çocuk büyütmeye çalışan, rahat yüzü görmeyen, yoksul ama onurlu insanlar... Evlatlarının gölgesine oturma fırsatı bulamadan, 52 yaşında yaşama veda eden babamın gidişinden sonra bizlere hem anne hem de baba olmaya çalışan, genç yaşta, hastalıklarla boğuşarak aramızdan vedasızca ayrılan annem... Sizleri çok özlüyorum. Anneler Günü bahane...
(Portrait: Alex Guma Bondia / Catalonia)
(Portrait: Alex Guma Bondia / Catalonia)
8 Mayıs 2014 Perşembe
Didim Çevre Sempozyumu
"Red Drop" isimli çalışmam DİÇEP (Didim Çevre Platformu) tarafından 10-11 Mayıs 2014 tarihleri arasında düzenlenecek olan Didim Çevre Sempozyumu broşür ve bilboardlarında... Bu önemli ve anlamlı etkinlik için karikatürümün seçilmesinden ve çizgimle bu sempozyuma katkıda bulunmaktan dolayı çok mutluyum. Bu vesile ile sevgili Mehmet Gölebatmaz'a ve emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum...
Sempozyum Programı:
10 Mayıs Cumartesi-2014 İki Oturum. Konuşma süresi:25 dk.
Birinci Oturum: 11.00-13.00 Moderatör : ÖZER Akdemir
Açılış Konuşması- Diçep. 5 dk.
1-SU KAYNAKLARININ ŞİRKETLERİN HİZMETİNE SUNULMASI –KAR İÇİN DEĞİL YAŞAM İÇİN SU Prf. Dr. BEYZA Üstün . YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ
2-YAŞAMA ZARAR, LÜZUMSUZ MEGA(ÇILGIN) PROJELER Av.ARİF Ali Cangı
3-TERMİK VE NÜKLEER SANTRALLERİN, ATIKLARIN ÇEVRESEL DEĞERLENDİRMESİ. Pr.Dr. Ali Osman Karababa. Ege Üniveritesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı. Çevre İçin Hekimler Derneği Başkanı .
4-BİR ENERJİ MASALI HESLER VE HESLERLE MÜCADELE-DEKAP (Derelerin Kardeşliği Platformu) Sözcüsü Gazeteci-Yazar ÖMER Şan
13.00-14.00 ÖĞLE YEMEĞİ ARASI-DİNLENME
İkinci Oturum :14.00-16.00 Moderatör: ARİF Ali Cangı
5- İNSANIN DOĞAYA VE DOĞADAN GÖÇÜ:Yazar- Şair SEZAİ Sarıoğlu sunum
6 -Aydın Menderes Üniversitesi’nden bir hocamız (!) Diçep’li arkadaşlar isim bildirecek
7- ALTIN MADENCİLİĞİ-Av. Berrin Esin Kaya Ege-Çep Yürütme Kurulu Üyesi
8-TÜRKİYE’DE EKOLOJİK YIKIM VE ÇEVRE DİRENİŞLERİ ÖZEL GÖSTERİMİ-ÖZER Akdemir. Gazeteci-Yazar EGE-ÇEP Yürütme Kurulu Üyesi
16.30-18.30- SERBEST PROGRAM 18.30 AKŞAM YEMEĞİ
DİRENEN KAZANIYOR-MÜCADELE DENEYİMLERİ VE BÖLGESEL,YEREL ÖZEL SORUNLAR
11 mayıs Pazar 2014 Tek oturum 11.00-13.30 konuşma süresi:15 dk
Moderatör: ŞENOL Morgül
Dikmen Vadisi Belgeseli “ORADA HAYAT VAR”10 dk. MEHMET Özer
1-Antalya Isparta Burdur Denizli Kaş Platformu HEDİYE Gündüz
“Toroslar Dik Duruyor”
2-VATANDAŞ OLARAK KALİTELİ İÇİLEBİLİR SU HAKKIMIZIN ÖNÜNDEKİ ENGELLER VE MÜCADELE YÖNTEMLERİ- OSMAN Özgüven DİKİLİ
3-DİDİM BELEDİYESİ ADINA “SU” KONULU ÖZEL SUNUM-ASLI HANIM…
4-TONYA ÇEVRE PLATFORMU - BURHAN Öztürk
5-ENERJİ ÜSSÜ DEĞİL TERMİK CEHENNEMİ ZONGULDAK-Halkın Sesi Gazetesi- AHMET Öztürk
6- PERİ SUYU ÖZGÜR KÖYLÜ HAREKETİ TEMSİLCİSİ - ÖZKAN Arslan
7-DİRENİŞLERDEN TANIKLIKLAR-Yeşil Öfke Gazetesi-DENİZ Şener
8- EKOLOJİ HABERLERİ GAZETECİLİĞİ- VATAN Gazetesi Muhabiri ÇINAR Özer
ŞİİR: EMİN ŞİR
13.30-15.00 Çay Kahve-İkram Molası Ve Ortak Basın Metnini Hazırlanması
18.00 AKŞAM YEMEĞİ –Konuklarla Vedalaşma “SULARIN KARDEŞLİĞİ” Fotoğraf Sergisi -MEHMET Özer sempozyum boyunca açık olacak.
6 Mayıs 2014 Salı
Gülünün solduğu akşam...
"O sahneyi çok iyi somutladım. İdam günü gelip çatınca, o sevdiğim, alıştığım giysilerimi giyeceğim: Postallarımı, parkamı.
Beyaz ölüm gömleği giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim, kesin. Direneceğim ve giymeyeceğim.
Öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.
Yok, tıraş falan da olmayacağım.
Gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada.
Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.
*Ha bak, Rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Bak, bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. Bunu isteyeceğim.*
Avukatlarımın idamda bulunma hakları var. Onların orada olmalarını isteyeceğim, kesin isteyeceğim, gelmeleri gerek. Çünkü bizden sonrakilere umut verecek bu sahne. Asılışımız güme gitmemeli. İpe nasıl gittiğimizi, gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst, güvenilir görgü tanıkları bulunmalı orada.
Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. Bunu çok istiyorum. Cellat falan sokmayacağım yanıma, iğrenç bir şey.
Ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki "Burada ölen yalnız benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi asla öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak" diyeceğim!.."
Beyaz ölüm gömleği giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim, kesin. Direneceğim ve giymeyeceğim.
Öyle her zamanki eyleme gidiş tavrımla gideceğim.
Yok, tıraş falan da olmayacağım.
Gidip, oturup, önce bir sigara yakacağım orada.
Sonra demli, sıcak, güzel bir çay içeceğim.
*Ha bak, Rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada. Bak, bunu çok isterim. Sanırım, asılacak bir insanın son isteğini geri çevirmezler. Bunu isteyeceğim.*
Avukatlarımın idamda bulunma hakları var. Onların orada olmalarını isteyeceğim, kesin isteyeceğim, gelmeleri gerek. Çünkü bizden sonrakilere umut verecek bu sahne. Asılışımız güme gitmemeli. İpe nasıl gittiğimizi, gelecek kuşaklara anlatacak doğru dürüst, güvenilir görgü tanıkları bulunmalı orada.
Bir de kendim çıkıp urganı kendim geçireceğim boynuma. Bunu çok istiyorum. Cellat falan sokmayacağım yanıma, iğrenç bir şey.
Ve dönüp oradaki heriflere diyeceğim ki "Burada ölen yalnız benim bedenimdir, ki zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi asla öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek, yaşayacak" diyeceğim!.."
5 Mayıs 2014 Pazartesi
Geçmişten bir iz...
Yıllar önce ilkokula giderken okul yolumuzun üzerindeydi bu ev... İçinde yaşayan yaşlı çift yoldan geçen çocukları çok severdi. Kapının önüne koyduğu tahta iskemlesine oturan dedenin cebinde mutlaka peynir şekerlerden olur, torunlarıyla birlikte yanına gelen çocuklara dağıtırdı. Nine ise iki büklüm haliyle arı gibi bir içeri bir dışarı çıkar, bahçesindeki çiçekleri sular, evlerinin önünü süpürür, dedeye ya çay ya da kahve ikram ederdi. Hiç onlar gibi ninem ve dedem olmamıştı ama onları okul çıkışı o halde görmek bana huzur verirdi... Yıllar sonra yine o sokaktan geçerken gördüm evlerini... Yıkılmıştı, haraptı, bahçe kapısında paslı, kocaman bir kilit asılıydı... Bir an o yıkık binanın penceresinde o iki sevimli yüzü gördüm, evlerini fotoğraflarken hiç gelmeyecek o günleri ve tükettiğimiz güzellikleri anımsayarak, hüzünle karışık, özlemle onları, çocukluğumu yadettim...
(Foto - Karikatür: Saadet)
Bir zamanlar...
Ruhi Su, Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın "Almanya'da çöpçülerimiz" adlı şiirini türkü haline getirip okuduğu için Ağır Ceza Mahkemesi'nde komünizm propagandası yapmakla yargılandı...
DARAĞACINDA ÜÇ FİDAN VE BİNLERCE ACIDAN ARDA KALAN...
Nice acılara, idamlara, gencecik fidanların soldurulmasına sahne olmuş Ulucanlar Cezaevi'nden siyasi tarihimize ışık tutan belgeler, bugün 15 Haziran 2011 tarihinde bambaşka bir kimlikle yeniden kapılarını açan Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde karşımızda... 68 kuşağının önde gelen isimlerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan, 6 Mayıs 1972 tarihinde cezaevi avlusundaki kavak ağacının altında idam edildi. 1980 ihtilalinin ilk infazı da 8 Ekim gecesinde, sol görüşlü Necdet Adalı ile sağ görüşlü Mustafa Pehlivanoğlu'nun idam edilmesiyle bu cezaevinde gerçekleşti. 13 Aralık 1980'de ise Erdal Eren'e verilen idam cezası burada infaz edildi.
Cezaevinde, Cüneyt Arcayürek, Mahmut Alınak, Fakir Baykurt, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Bülent Ecevit, Yılmaz Güney, Nazım Hikmet, Yaşar Kemal, Yavuz Öbekci, Selim Sadak, Sırrı Sakık, Kemal Tahir, Metin Toker, Muhsin Yazıcıoğlu ve Leyla Zana gibi çok sayıda ünlü tutuklu ve mahkum kaldı. 29 Eylül 1999'da başlatılan Hayata Dönüş Operasyonu sırasında cezaevinde 10 kişi öldü, 100'e yakın kişi de yaralandı.
1989 yılında Nur Sürer'in başrolünü oynadığı Uçurtmayı Vurmasınlar filmi bu cezaevinde çekilirken, Yılmaz Güney'in Duvar filminin de ilham kaynağı oldu.
Cezaevi, 1 Temmuz 2006'da kapatıldı...
Denizleri ölümsüz kılan dönemlerinin insanı olmalarını aşarak ülkenin her çağı ve geleceği için mücadele vermeleri ve bu uğurda darağacına giderken bile onurlarıyla dimdik ayakta durmalarıdır...
Ruhları şad olsun!..
2 Mayıs 2014 Cuma
1 Mayıs 2014 Perşembe
30 Nisan 2014 Çarşamba
1 MAYIS İŞÇİNİN, EMEKÇİNİN BAYRAMI...
1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Bayramı, işçi ve emekçiler tarafından dünya çapında kutlanan, birlik, dayanışma ve haksızlıklarla mücadele günü. Dünya üzerindeki pek çok ülkede, resmî tatil olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de ilk kez 1923'te resmî olarak kutlanmıştır. 2008 Nisan'ında, "Emek ve Dayanışma Günü" olarak kutlanması kabul edilmiştir. 22 Nisan 2009 tarihinde TBMM'de kabul edilen yasa ile 1 Mayıs resmi tatil ilan edilmiştir. İlk kez 1856'da Avustralya'nın Melbourne kentinde taş ve inşaat işçileri, günde sekiz saatlik iş günü için Melbourne Üniversitesi'nden Parlamento Evi'ne kadar bir yürüyüş düzenlediler. 1 Mayıs 1886'da Amerika İşçi Sendikaları Konfederasyonu önderliğinde işçiler günde 12 saat, haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, günlük 8 saatlik çalışma talebiyle iş bıraktılar. Şikago'da yapılan gösterilere yarım milyon işçi katıldı. Luizvil'de (Kentaki) 6 binden fazla siyah ve beyaz işçi, birlikte yürüdü. O dönemde Luizvil'deki parklar, siyahlara kapalıydı. İşçiler, sokaklarda yürüdükten sonra hep birlikte Ulusal Park'a girdi. Her eyalet ve kentte, siyah ve beyaz işçilerin birlikte yaptığı gösteriler, gazeteler tarafından, 'Böylece önyargı duvarı yıkılmış oldu' şeklinde yorumlanmıştır. Bu gösteriler 1 Mayıs'ı izleyen günlerde tüm harareti ile devam etti ve 4 Mayıs'ta kanlı Haymarket Olayı'na yol açtı. Uygulanan yasal baskılarla bu gösterinin tekrarlanması engellendi. 14 Temmuz-21 Temmuz 1889'da toplanan İkinci Enternasyonal'de Fransız bir işçi temsilcisinin önerisiyle 1 Mayıs gününün tüm dünyada "Birlik, mücadele ve dayanışma günü " olarak kutlanmasına karar verildi. Böylece ikinci gösteri 1890 yılında yapılabildi. Zamanla 8 saatlik işgünü birçok ülkede resmen kabul edildi. 1 Mayıs böylece işçilerin birlik ve dayanışmasını yansıtan bir bayram niteliğini kazandı. Günümüzde sosyalist ülkelerde (Çin Halk Cumhuriyeti, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Vietnam, Laos, Küba, Venezuela, Nepal, Bolivya) ve daha birçok ülkede tatil günü olan 1 Mayıs'ı işçiler büyük kitle gösterileriyle kutlar; bazı ülkelerde 1 Mayıs siyasal bir eylem biçimini de alır.
Çiftçi-Sen : "Hükümetin 1 Mayıs'ı kutlattırmama çabası boşunadır"
Çiftçi-Sen 1 Mayıs ve bu konuda hükümetin getirdiği yasaklara ilişkin bir basın açıklaması yayınladı. Açıklamada yasakların emek düşmanı politikaların bir sonucu olduğu ve anlamsızlığı vurgulandı. Açıklama şöyle:
Uluslararası “Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” 1 Mayıs’ı işçiler, emekçiler nice canlar vererek tüm dünyada kutlanmasını sağladılar. Dişe diş bir mücadele ile bunu başardılar. 1 Mayıs 77 de, Taksim’de kutlamalara yapılan saldırıda öldürülenler hiçbir zaman unutulmadı. İşçiler,emekçiler bu günü “Yas günü” anması olarak değil, çoluğunun, çocuğunun katıldığı bir bayram havası içinde geçirmek için uğraşıyorlar, yıllardır bunun mücadelesini veriyorlar. Ama siyasi iktidarlar yıllardır emek düşmanı tavırlarını 1 Mayıslarda doruğa çıkartıyorlar. 12 yıl boyunca AKP Hükümeti de emek ve doğa düşmanı tavrını özelleştirme ve taşeronlaştırmalarıyla, çıkarttığı yasalarla, demokratik tepkisini gösteren insanlara baskı ve şiddet uygulayarak gösterdi. Bunlar yetmiyormuş gibi bu 1 Mayıs’ta da Taksim Meydanı’nı işçilere, emekçilere yasaklayarak işçilerin, emekçilerin bayram havasında kutlamasını istemiyor. Emekçilerin örgütlenmesinden ve mücadelesinden korkuyor bu nedenle her türlü diktatörce yöntemi uygulamak istiyor. Çiftçi Sendikaları olarak AKP Hükümeti’ne ve yetkililere sesleniyoruz: Çabalarınız boşuna, dünyanın hiçbir yerinde diktatörce yöntemlerle işçilerin, emekçilerin mücadelesinin önüne geçilememiştir. 1 Mayıs alanı Taksim’dir. Bu talebimizden vazgeçen biz olmayacağız. Sizler anti-demokratik uygulamalarınızdan vazgeçin.
Çiftçi-Sen olarak Taksim’de 1 Mayıs’ı kutlamak isteyen insanların yanındayız.
Direniş varsa umut da vardır.
Toprak Onur Yaşam
Yaşasın 1 Mayıs
ÇİFTÇİ-SEN Genel Sekreteri Ali Bülent ERDEM
ÇİFTÇİ-SEN Genel Örgütlenme Sekreteri Adnan ÇOBANOĞLU
Çocuklarımıza Sahip Çıkıyor muyuz?
Son yıllarda artan çocuk istismarlarına, çocuk cinayetlerine ve toplum olarak üstümüze kabus gibi çöken ahlaksızlıklara her gün bir yenisi ekleniyor. Ebeveynler olarak bazı kesimlerin hâlâ çok rahat davranıp "Saldım çayıra, Mevlam kayıra" zihniyetiyle yaşamaları ise inanılır gibi değil. Çocuğuna, en değerli varlığına sahip çıkmayan, sokaklarda korumasız bir şekilde koşup oynamasıyla daha rahat edip pembe dizisine gömülmeyi marifet sayan anneleri kimse kusura bakmasın ama hiç affedemiyorum!!
29 Nisan 2014 Salı
Şarlo Dergisi günleri...
2009 yılında çıkan, 1 arka kapak ve 4 sayı için tam sayfa "Elimin Hamuruyla" köşesini çizdiğim ve kısa bir yayın hayatı olan aylık Şarlo mizah dergisi, elimdeki derginin kapağı ise Recep Aydın'a ait... :))
Çocuklarımıza daha fazla zaman ayırmayı neden denemiyoruz ki?
Bir paket ucuz bisküviyle bile yapabileceğiniz bir mozaik pasta bulunsun buzdolabınızda, çocuğumuz okuldan gelince ya da canı değişik bir şeyler yemek istediğinde eline para tutuşturup bakkala, markete göndermektense yine ev yapımı bir bardak limonatayla birlikte ikram edeceğimiz iki dilim mozaik pasta eşliğinde onun okul maceralarını dinlemek çocuğunuzu ne kadar mutlu edecektir kimbilir. Bir ödevi için yardım istediğinde anlamasanız da çözüme yardımcı olabilecek çabayı göstermeniz en az ödevi yapmışcasına çocuğa güven de aşılayacaktır. Bahçeli bir eviniz varsa, ağaçlara, ağaç yoksa yaptıracağınız iki sağlam profile kuracağınız salıncakta onunla kahkahalar atmanız çocuğunuza kendini yalnız hissetirmeyecektir. Yine bahçedeki betona, toprağa ve hatta evinizin bahçe duvarına bir parça tebeşir ya da kiremit parçasıyla resimler çizmek, onunla çocuk olmak ne güzel olur. Bırakın duvarlarınız biraz kirlensin, kireç badanasını da birlikte yapabilirsiniz. Bakkala, pazara, markete elinden tutup birlikte gitmenizden daha önemli bir güven ve paylaşım göstergesi olabilir mi? Bu yaratıcılıkları çeşitlendirmek, çoğaltmak ve imkanlarımız dahilinde olanı yapabilmek elbette ki mümkün... Bir pembe diziye çakılı kalıp çocuğun eve gidiş geliş saatlerini umursamamakla ne denli büyük hatalar yapıldığını çocukların başına acı olaylar gelince anlamaktansa kendi yaratacağımız küçük mutluluklarla geleceğin kendine güvenen ve çocuklarına sahip çıkmayı görev edinen bireyleri için en sağlam temeli de atmış oluruz.
(Bugünkü çocuklarla ilgili acı olayların ardından şöyle bir sesli düşünce...)
Biz Devrimi hep Emperyalizme karşı istedik, yapmaya çalıştık..
Biz Devrimi hep Emperyalizme karşı istedik, yapmaya çalıştık..
"ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAN" türküsünün acı gerçeği;
Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’ dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.
Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracaatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır. (Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).
Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.
Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.
Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…
Prof. Dr. Kenan Demirkol
Çocuk işçi çalıştırılmasına ve her türlü çocuk istismarına hayır!!
Çocuklarına, gençlerine sahip çıkmayan/çıkamayan bir ülkenin başbakanı tutup da en az üç çocuk doğurun, siz bakamazsanız devlet bakar demeyi marifet sayıyor; sokaklarda çalıştırılan, dilendirilen, madde bağımlısı yapılmış çocuklara bir tekmede onlara tepeden bakanlar atıyor, çöpten karnını doyuranlara iğrenerek bakıyoruz; bayramlarda şeker toplamaya çıkan çocuklara tecavüz edip öldürüp gömenleri çabucak unutuyoruz sonra da 23 Nisan'larda çocuklarımız, geleceğimizin umutları söylemleriyle sözde vicdanlarımızı rahatlatıyoruz; asgari ücretin kat be kat altında ucuz iş gücüyle çalıştırılan çocuklara duyarsız kalıyoruz. Biz toplum olarak ancak başımıza gelince o acının ne demek olduğunu anlıyoruz. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın zihniyeti bizlerle daha çook bin yıllar yaşayacak gibi görünüyor!..
28 Nisan 2014 Pazartesi
"MUSEO ITINERANTE DE ARTE CONTEMPORÁNEO FADWA TUQAN" From Jorge Omar Volpe Stessens / Argentina
"MUSEO ITINERANTE DE ARTE CONTEMPORÁNEO
FADWA TUQAN"
Miradas de mujeres del Mundo a las Mujeres palestinas - HOMENAJE
UNIVERSAL A LAS MUJERES PALESTINAS”.
H.CAMARA DE
DIPUTADOS DE LA NACION
“MUSEO
ITINERANTE DE ARTE CONTEMPORÁNEO FADWA TUQAN"
Día Internacional de los Museos 2014
El Diputado de la Nación Juan Fernando Marcópulos y
la Federación de Entidades Argentino Palestinas, invitan a usted y familia en
el marco del Día Internacional de los Museos 2014 y en el Año de Solidaridad
con el Pueblo Palestino, (Resolución de
la ONU 2014), a la inauguración de la exposición de obras del acervo del Museo
Fadwa Tuqan y a la conferencia sobre la Mujer Palestina que se realizara el día
martes 20 de mayo 2014 a las 19hs. en la antesala del auditorio del 1er
subsuelo del Anexo A, de la Honorable Cámara de diputados de la Nación, Hall de
conexión entre los anexos A y C , sita en Rivadavia 1841 (esquina Riobamba)
La exposición cuenta con la participación de más de
55 obras de mujeres artista artistas del
mundo como: Palestina, Venezuela, Chile, Cuba, México, Paraguay, Italia, China,
Croacia, Egipto, Estonia, Irán, Líbano, Turquía y Rumania entre otros.
"MUSEO
ITINERANTE DE ARTE CONTEMPORÁNEO FADWA TUQAN"
Miradas de mujeres del Mundo a
las Mujeres palestinas - HOMENAJE UNIVERSAL A LAS MUJERES PALESTINAS”.
Entrada libre y gratuita
Inauguración: 20 de mayo 2014 a las 19hs
RCVP: 4127 7315
Auspician:
FUNDACION CULTURAL VOLPE STESSENS /
ITIMUSEUM
Federación de Entidades Argentino-
Palestinas
Riobamba 981 CABA Tel 4816
6651
Sobre la
exposición
Pinturas, ilustraciones y
esculturas de mujeres artistas de 17 países. Obras realizadas en diferentes
técnicas y estilos.
Artistas:
Palestina: Lina Abojaradeh, Manar
Elabed
Argentina: Lidia Kalibatas, Marcia Juárez, Liliana Navarro Ibarra,
Patricia Noemí Menghi, Raquel Palavicini, Elizabeth Drabkina, Natalia López,
Marilina Etchichurry, Liliana Melaine, Genoveva Gnojski, Mónica Lazzatti,
Virginia Rivera, Norma Domínguez, Celina Capot, Verónica Gómez, Nora Pisa,
Blanca Gobbo, Laura Alsina.
Venezuela: Alejandra Rangel, Natacha Rojas, Miriam Sánchez Dávila,
Crisbet Rangel, Lakshmi
Betancourt
Chile: Verónica Victoria Ríos Verdugos, María Elena Cárdenas, Antonella Gallegos.
Chile: Verónica Victoria Ríos Verdugos, María Elena Cárdenas, Antonella Gallegos.
Brasil: Natalia Forcat, Camila Adriana Lagoeiro, Fabiana Menassi,
Kellen Carvalho, Mara Priscilla de Oliveira, Luiza Nasser, Lara Venier, Cláudia
Kfouri, Medeiros, Simone Faria, Adriana Arzuaga, Camila Miranda Martins, Marila
Izotou.
Cuba: Gina Pellón
México: Rossy Alcocer
Paraguay: Susana Romero Alayone
Italia: Quaranta"Gio"
China: Bingling
Croacia: Damir Novak
Egipto: Dina Abdelgawad Shosha, Maha Tawfik, Samira Said Badawy
Estonia: Ester Lauringson
Irán: Hussien Jenan, Mitra Azadi
Líbano: Redwan Al Ferekh
Turquía: Saadet Yalçin
Rumania: Simona Constantinescu
Nuclear Tomato...
Nuclear Tomato...
Nükleer domatesi de gördük :))
Hatırlarsanız domatesi kesince dilimlerinde görülen hac işareti nedeniyle tutucu kesimler domates yemenin günah olduğunu beyan etmişlerdi. Geçen gün bir domatesi dilimlediğimde daha önemli bir detay gözüme çarptı. Nükleer domatesle karşılaşmak şaşırtıcıydı doğrusu... İçinde tohumları çimlenen domatesten sonra nükleer simgesini taşıyan domates de bir işaret olmalı, ne dersiniz?? ;))
26 Nisan 2014 Cumartesi
Fena Mizah Nisan - Mayıs 2014
http://issuu.com/fenamizah_e-magazine/docs/fm26-april2014
http://issuu.com/fenamizah_e-magazine/docs/fm27-may.2014
22 Nisan 2014 Salı
11 Mart 2014 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)































-1.jpg)
-2.jpg)









